9 Ekim 2020 Cuma


Bazen düşünüyorum da nasıl hayatta kalabildiğimize şaşıyorum. Kılcal damarlara dayalı sırtımız. Mikroskobik bir canlı, hatta canlı bile kabul edilmeyen bazı organizmaların insafında; tamamen şans eseri, sırf henüz tepelerinin atmamış olması nedeniyle nefes alabilmeye devam ediyoruz. Kendilerini hiç tanımıyor olmamıza rağmen üç nesil öncesinden gelen bozuk genlerin pusu kurduğu, hatta yaşadıklarından bile haberdar olmadığımız yakınlarımızın psikolojik travmalarının tetiklenmeyi beklediği bir kaba konmuş dünyaya servis edilmişiz. Yaşam dediğimiz öyle çok bilinmezli bir denklem ki; bir anlık dikkat dağınıklığına, bir küçük tökezlemeye, bazen de basit bir tesadüfe bakar jeneriğin akmaya başlaması. Ve...

"Son"

Hafızamızın kısıtlı kapasitesi bundan olsa gerek. Unutturmalı insan kendine bazı şeyleri. Yoksa zor, hayata böyle dört elle sarılmak!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder